19 Kasım 2013 Salı

İŞYERİ GÜZELLERİ

   Envanter denen lanet şey, sonunda bitti. Neredeyse 1 aydır hazırlık yaptık. 7 milyon küsur kalem malzemeyi 4 saatte sayıp beyan ettik. Muhasebenin işini kolaylaştırıyoruz, biz işin angaryasındayız.

    Uzun zaman sonra işyeri bahçesine inip bizim çocuklarla oynadım.Bu ara onları ihmal etmiştim ancak hiç küsmüyorlar. Merak eden arkadaşlarım vardı devamlı bahsediyordum bari fotolarıyla tanıtayım kendilerini hazır boş zaman bulmuşken.

Bu Cindy; işyerinin ilk köpeği, kiraladığımız binanın eski kiracısından kalma, yani işyerinin en kıdemlisi, dolayısıyla diğerlerini sevdiğimde acaip kıskanıyor ve küsüyor. Beni yalnız yakalarsa kendini sevdirir yoksa yanaşmaz.Çok gururlu, başına buyruk. Gece olunca bekçilerin dayanağı. Gece çıt duysa ilk fırlayan o oluyormuş.
 

Bu Nina ;
İşyerine şoförlerden biri getirdi, kaza geçirmişti. İyileşti, 3-4 ay sonrasında sahibi bizi buldu. O sahibini buldu sevindi, sevindik. 3 gün sonra geri getirdi. "3 gündür durmadan ağlıyor , ne yapacağımı şaşırdım" dedi. Sahibinin bağladığı yer 5 metrekare yer, işyerinin bahçesi 2000 metrekare, üstelik bağlanma yok. Her gelen seviyor, yemekten inen bir parça yiyecek muhakkak veriyor, bir sürü arkadaşı var, ben onun yerinde olsam ben de ağlardım.Tekrar aldık arkadaşlarının yanına, kendisi biraz obur ve numaracı. Arkadaşlarıyla koşarken dört ayak yere basar, kendini sevdirmeye gelirken ezilen ayağını topallayarak gelir. Gündüz akşama kadar oynar gece horul horul uyur. Bekçilikle alâkası yok.





Bu Vardiya amiri;
Aşağıdaki fabrikaların birinin köpeğiymiş. Nina ile oyun oynamaya gelirdi ancak saat 18.00 de, karşı kaldırımda bekler servisler gittikten sonra bahçeye girermiş. Gece sabaha kadar bizim fabrikada kalır sabah servisler gelmeden yerine gidermiş. Bu yüzden, işçiler, ona vardiya amiri ismini taktılar. Geçen sene caddede bir kamyonun altında kalmış, belinde hasar vardı, kortizon ile biraz düzelttik, şimdi durumu iyi, yalnız yürürken arka tarafı, virajda savrulan tır dorsesi gibi oynuyor:=))Kazadan sonra nekahat devresini bizim bahçede geçirdiği için aşağıdaki fabrikadan istifa etti, bizim daimi kadroya geçti:=)) Fotoğraf makinasını görünce kafasını başka yere çeviriyor, bir düzgün poz vermez.. Çok munis, ağırbaşlı bir erkek.Kafasını okşarken elimi bırakırsam patisiyle bileğimden çekerek kafasına çekmeye çalışıyor.




Bu Çiko;
Daha önce hikayesini blogda yazmıştım. Arka ayaklarındaki platinler kaynadı. Artık beni görünce arka ayaklarının üzerine kalkıp kucağıma atlıyabiliyor.Ön ayaklarını belime dolayıp kafasını göbeğime dayayarak bana bir sarılması var neredeyse ağlayacağım. Yaşlandıkça duygusala bağlıyoruz, artık Türk filmlerinde ağlama zamanımız gelmiş. Şimdi o da bütün tasmalarından kurtuldu, çeteye katıldı. Sokak köpeği olmasına rağmen inanılmaz bir koruma güdüsü var. Gece fabrikanın etrafında tur atmaktan yorulmuyor diyor bekçiler.




Bu Cazgır;

1 aylıkken sokakta başıboş buldum.Çok oyuncu çok iri bir köpek olacakken 8'inci ayında ansızın aramızdan ayrıldı. Bütün aşıları yapılmıştı, hastalanması için bile sebep yoktu. Bizi çok üzdü. Tek tesellim 8 ay mutlu yaşadı, Nina'yı annesi sandı onunla oynadı, mutluydu.



Bu Mümtaz;

Yan fabrikanın bekçisinin kadrolu kedisi iken, fabrika iflas etti, kapandı. İşçiler, bekçi ve Mümtaz işssiz  kaldı, herkes evine gitti, Kedi bana iltica etti. Daha ilk günden ofisimde mesaiye başladı.(Bkz. 1. foto) İşçiler erkek sanmışlar ismini Mümtaz koymuşlar. Mümtaz 3 yavru birden yapınca ismi Mümtaziye olarak değişecekti ancak ağız alışkanlığı eski ismine aynen devam.3 yavruyu büyüttü baktık arkasına 4 tane daha ekledi. yavrular çoğalınca Mümtaz'ı kısırlaştırdık. Büyüyen yavrulardan 2 sini kedi sever bir arkadaşımıza verdik diğerini ben evin arka bahçesine getirdim. Evde Bızdık (bkz. avatar resmim) biraz şikayetlendi , arka bahçesinde bir kedi olmasından ama fazla bir araya getirmiyoruz.Diğer 4 yavru şimdilik bizde, bizden iyi bakacak olana verebiliriz. Bir gün bir aracın altında kalacaklar diye ödüm kopuyor. Biraz büyüyüp kendilerini kurtarsalar rahatlayacağım.





Bahçede bir havuzumuz ve onun içindeki balıklarımız var. Öğlen ekmek artıklarını yiyen güvercinlerimiz var. Darıca hayvanat bahçesine yakınız, oraya gelmişken bize de uğrayın, çayımızı kahvemizi içer çocukları seversiniz:=))












2 yorum:

Suleyman Erharat dedi ki...

Türk filmlerinde ağlayanlar kulübüne hoşgeldin :) Çok güzel tasvirler, hepsini çok sevdik...

Bestami Bey dedi ki...

Kore dizilerine ağlama zamanım gelirse beni vurun:=)